YAŞAM TARZI MI, TAKINTI MI?

Sağlıklı beslenme ve spor, son zamanların en trend yaşam biçimi haline geldi. Her geçen gün daha da bilinçleniyoruz ve bu harika bir şey. Ancak geldiğimiz noktanın sınırları da bir o kadar endişe verici.

Sağlıklı beslenmenin ve sporun nesi endişe verici olabilir değil mi? Bedenimizi hareket ettiriyoruz, paketli gıdalardan uzak duruyoruz ve çok daha hafif hissediyoruz. Zaten buraya kadar her şey harika, peki bedenimizi ve kendimizi bu konuda strese soktuğumuz gerçeğine ne olacak? İşte tam o noktada, felaket senaryoları başlıyor ve biz muhteşem yaşam tarzımızı takıntılarla bezenmiş bir hayata çeviriyoruz..

“BEŞ GÜNDÜR SPORA GİDEMİYORUM, BENCE KİLO ALDIM

Bu cümleyi spora gidemediğin her üç-beş günlük periyotta kuruyorsan, çok sevdiğin yaşam tarzını bir stres unsuruna dönüştürmeye başlamışsın demektir. Öncelikle hemen söyleyelim, kesinlikle yalnız değilsin. Hatta düzenli olarak egzersiz yapan kitlenin önemli bir çoğunluğuyla aynı hisleri barındırıyorsun. Ancak yine de bu durum hissettiğin suçluluk duygusunun senin için doğru ve yararlı olduğunu ne yazık ki göstermiyor.

Her ne kadar hoşnut olmasak da, her birimiz yoğun bir temponun içerisinde yaşıyoruz. Haliyle hemen her günümüz planladığımız gibi olmayabiliyor. Evdeki hesapları çarşıya uydurabilmek, zamanı yönetebilmek için ciddi bir stres altına girdiğimiz de oluyor. Kimi zamanlar spor salonunda egzersiz yapmaya zaman ayıramaman da çok doğal. Ancak bu durum senin stres seviyeni arttırmamalı. Ayrıca, kimse üç-beş günde kalıcı şekilde kilo alamaz veya veremez. Bunu sen de biliyorsun!

NE YAPABİLİRSİN?

Spor salonuna gitmek için zaman bulamadıysan, bu durum seni egzersiz yapmaktan alıkoymak zorunda değil. Eğer mümkünse evde kendine ayıracağın bir yarım saatte temel egzersizlerle antrenman yapmayı deneyebilirsin. Bugün de bedenini bu şekilde hareket ettir, planlara uyamadıysan sen planlarını değiştir. Unutma, önemli olan istekli olman!

Eğer bunu da yapamadıysan, veya çok yorgun hissettiğin bir periyottan geçiyorsan, yalnızca hafif beslenme düzenini devam ettirmeye çalışman da yeterli. Sağlıklı bir yaşam formatının başı, kendine iyi davranmaktan ve stresini azaltmaktan geçiyor.

“İKİ AYDIR DİYET YAPIYORUM, HALA CANIM PİZZA ÇEKİYOR. HİÇ BİR ZAMAN ZAYIFLAYAMAYACAĞIM.”

Şimdi sakin ol ve kendine zaman zaman söylediğin bu cümleyi bir daha, bir daha oku. Diyet yapıyorsun ve canın pizza çektiği için zayıflayamayacağını düşünüyorsun. Ya da, canın hala abur cubur çektiği için kendini kötü hissediyorsun. Atladığın en temel gerçek, senin de bir insan olduğun gerçeği. Anlayacağın, takıntılar dünyasında kaybolmak üzeresin.

NE YAPABİLİRSİN?

Tabii ki ilk gereken şey farkındalık. Farkında olman gereken şey ise tam olarak şu : Bugün tüm beslenme uzmanlarının da önerdiği ödül günlerini hatırla. Kendini ödüllendirdiğin günlerin tek amacı metabolizmanı şaşırtarak hızlandırmak değil elbette, ruhunu da beslemek. Bu da şu anlama geliyor; her ne kadar sağlığımız için çok faydalı olmasalar da, lezzetli bir pizzanın ya da şahane bir dilim pastanın sağlıklı gıdalardan daha lezzetli olabildiği bir gerçek. Bunun da mutlulukla kesinlikle bir ilgisi var.

“SALONDAKİ HERKES BANA BAKIYORMUŞ GİBİ HİSSEDİYORUM. FAZLALIKLARIM GİDENE KADAR SALONA GİTMEK İSTEMİYORUM.”

Bu da takıntının bir başka boyutu. Birçok kişinin, özellikle de spora yeni adım atan hemen hemen herkesin başına geliyor desek herhalde yanlış söylemiş olmayız. Spor salonundaki onlarca kişi başka hiçbir amaçları yokmuşçasına sizi izliyor ve yanlış attığınız her bir adımla dalga geçiyor zannediyorsanız, ya da taytınızdan fırlamış belinizdeki fazlalıkları herkesin büyüteç tutup izlemeye aldığını sanıyorsanız söyleyelim : Bu sizin takıntınızdan başka bir şey değil!

NE YAPABİLİRSİN?

Evet, spor salonlarında ister istemez fiziğimiz ön planda oluyor. O kadar da olacak, orası kendimizle yüzleşip hedeflerimize ulaşma yerimiz değil mi zaten? Ancak unutma ki herkes benzer amaçlarla, benzer sebeplerle, benzer kusurlarla orada. Mükemmele en yakın olan kişi bile ondan uzakta, çünkü her birimizin illaki bir kusuru, fiziğine dair daha az beğendiği bir şeyleri var.

O halde, ne duruyorsun? Kendinle konuşmaya başla. Bedenindeki hiçbir kusuru “sevmediğini” söyleme, cümlelerinde “daha az beğeniyorum, düzeltiyorum, iyiyim ama her zaman daha iyisi olabilirim” yaklaşımlarını benimsemeye çalış. Çünkü her zaman daha iyi olabilirsin, ama sen “sen gibi” olduğun sürece, aslında en kötü koşullarında bile iyisin. Ayrıca lütfen yalnızca bir dakikanı ayır ve çevreni gözlemle. Herkesin kendi sporuyla meşgul olduğunu göreceksin. Çevreyi seyredenlere rastlarsan da, takılma bile. Emin ol fiziğinin en iyi halinde bile o insanların sana bakıyor olmasını istemezdin! Kendinle yüzleştiğine göre, artık başlayabilirsin!

“EGZERSİZLERİ DOĞRU YAPAMIYORUM. BU GİDİŞLE NASIL FİT OLACAĞIM?”

İster pilates, ister yoga, ister fitness olsun, kimi egzersizleri doğru uygulamak gerçekten zordur ve uzun bir antrenman süreci ister. Ancak bu, başlangıç seviyesindeki bir kişinin egzersizi deneyimlediği esnada kaslarını çalıştırmadığını göstermez. Biz ise, egzersizi tam tamına doğru yapmadığımız takdirde hiçbir işe yaramadığını düşünürüz. Bu hem motivasyonumuzu düşürür, hem de özgüvenimizi. Her zamanki gibi takıntılarımıza yenilir ve kendimizi kötü hissetmeyi seçeriz. Nerede kaldı sporun pozitif etkisi, yaşam tarzı mı takıntı mı bu şimdi?

NE YAPABİLİRSİN?

Evet! Bunu sakın unutma. Bir egzersizi, özellikle de ilk zamanlarda tamamiyle doğru uygulayamaman çok normal. Hatta öyle bir şey ki, yıllardır fitness, pilates yapıyor olsan bile o anlık ufak bir konsantrasyon eksikliğin egzersizi tam tamına doğru uygulayamamana sebebiyet verebilir. Bunlar son derece normal süreçler. Sen hiç, her gün aynı seviyede performans sergileyen bir profesyonel oyuncu gördün mü? Çevrendeki futbol konuşmalarına dahi biraz olsun aşinaysan, futbolcuların maruz kaldıkları eleştiri ve takdirlerin aynı kişiye ait olduğuna defalarca şahit olup bir kadın olarak şaşırmışsındır..

Anlayacağın, fit olmaya giden yol doğru yapmaktan ziyade, doğruyu yakalamaya çalışmaktan geçiyor. Bir egzersiz modelinin hedeflediği kas grubunu çalıştırıyorsan, o egzersiz esnasında kendi maksimumunu zorluyor ve kaslarını hissediyorsan, fit olmaya giden en doğru yoldasın demektir. Yani, takıntı yapman için hiç ama hiçbir sebep yok!

 

 

Written By
More from İzem İlayda
HAKKINDA BİLMEDİĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR: SALEP
Soğuk, yağmurlu bir kış gününde battaniyenin altına gömülmek kıştan beklediğimiz en harika...
Read More
Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir