İLHAM PERİSİ: ASENA SARIBATUR

Bu ayın ilham perisinin 10 parmağında 10 marifet. Üstelik çok da güzel. Tv programı hazırlayıp sunuyor, moda danışmanlığı yapıyor, önemli bir gazetede köşe yazıyor, üstüne bir de influencer kimliği taşıyor. Her işini hakkını vererek yapan Asena Sarıbatur’dan öğrenecek çok şeyimiz var.

 

 

Sence ne zaman tanınmaya başlandın? Bir dönüm noktası var mı hatırladığın?

Sosyal medyadaki marka projelerimle birlikte tanınırlık her geçen gün arttı elbette. Fakat TV’nin gücü de yadsınamaz. Program bu konuda oldukça katkı sağladı fakat hala da çok tanındığım söylenemez bence:)

 

Milliyet’in Cadde ekinde bir köşen var. Köşe yazarlığının en sevdiğin ve zor gelen kısımları neler?

Yazmak, , üretmek beni çok mutlu ediyor. Milliyet’teki köşemde sürekli bir araştırma içerisinde olduğum için beni çok besliyor. Kötü yanı diyemeyiz ama çoğu zaman çok daha uzun içerikler hazırlayıp, çok daha fazla konuya yer vermek istiyorum .O kadar seviyorum ki bu en kötü yanı siz düşünün…:)

 

-Bloomberg Tv’de de kendin hazırlayıp sunduğun Styleİst isimli moda üzerine harika bir program yarattın ve sunuyorsun. Bu proje nasıl gelişti?

 

Öncelikle teşekkür ederim. Her şey o kadar hızlandı ki bu dijital dünyada. Bizi birçok konuda besledi ve birçok avantaj sağladı. Fakat öte yandan her şeyi çok hızlı tüketmemize neden oldu. Bir youtube kanalı açmaktansa, uzun uzun anlatıp gerçek içerikler çıkarabileceğim bir TV programı yapmaya karar verdim ve böyle başladı.

 

Ne kadar zamanını sosyal medya’da geçiriyorsun?

Çok! Bu soruyu yanıtlarken girip Instagram uygulamasına baktım. Günde ortalama 3-4 saat diyor! Korkunç..

 

Peki bir sabah uyandın, hiç takipçin kalmamış, ne hissedersin, tepkin ne olur?

 

Zaman zaman bunu düşünüyorum. Yarın kalksak ve Instagram kapanmış olsa mesela diyorum ve bazen çok istiyorum. Sanırım şu an hayatımın merkezinde olduğu için ilk anda biraz bocalarım ama uzun vadede çok rahat baş edebilirim bu durumla. Çünkü hep kendimi, önemli yanları olsa da bu yapay dünyaya tam anlamıyla ait olmamak üzere konumlandırıp geliştirdim. Sosyal medya olmadan da yapabileceğim çok şey var, onlara odaklanırım.

 

Takipçilerine, sevenlerine tek bir cümle söylemeni istesek…

Ah! Ne kadar zor o cümleyi bulmak. “İyi ki varsınız, iyi ki hayatın bir noktasında yollarımız kesişmiş!”

 

 

Gelelim modaya. Moda senin için ne ifade ediyor?

 

Moda benim için kıyafetlerin, trendlerin çok ötesinde… Aslında hayatın ta kendisi.

Çünkü tarih, sanat, sinema, müzik gibi birçok farklı dinamikle yakın ilişkide olan ve bu dinamiklerden etkilenip yine bu dinamikleri besleyen çok önemli bir olgu. Moda; bir ülkeyi tanıtmaya varacak kadar önemli sosyal yönleri de olan bir kavram.

 

Sarıbatur’un stiline, yurtdışı moda haftalarında yabancı basın tarafından sıkça yer veriliyor.

 

 

Tekrar moda olsun dediğin bir akım var mı? Ve elbette asla olmasın diye dua ettiğin?

 

Maskülen ve oversize blazer ceketler hep olsun. Elbette gerçek anlamda “boyish” olanlar ve vatkalılar. Ben vintage parçalarımla bu etkiyi yakalıyorum ama bu akım her yeri sarsa daha mutlu olurum. Düşük bel pantolon modası da asla gelmesin!

 

En sevdiğin tasarımcılar kimler?

Phoebe Philo, Stella McCartney, Miuccia Prada çok özel isimler.

Hakan Yıldırım’ı da çok severim.

 

 

 

Çok güzel bir kadınsın, güzellik konuşmadan olmaz, günlük bakımında hangi ürünleri  kullanırsın, vazgeçilmezlerin neler?

 

Çok teşekkür ediyorum. Cildimi Kaş’tan aldığım doğal keçi sütü sabunuyla yıkıyorum bir süredir. Çok memnunum. Göz kremimi, gündüz ve gece kremimi aksatmıyorum. Haftada bir maske uyguluyorum. Her ay temizliğe ve canlandırmaya yönelik cilt bakımı yaptırıyorum.

 

Sarıbatur’un cilt bakımında en beğendiği ve kullandığı marka La Mer.

 

 

 

Formu nasıl koruyorsun? Beslenme ve spor ne kadar önemli senin için?

Düzenli spor yapıyorum. Haftada 2-3 gün özel bir eğitmenle fonksiyonel antrenmanlar yapıyorum. Ayrıca beslenme konusunda gerçekten kendimi bildim bileli özenli oldum. İyi ve sağlıklı şeyler yediğimde mutlu oluyorum. Gazlı içeceklerin, çikolatanın tadı hatırlanmayacak kadar uzaklar.Tatlı sevmem.

 

 

EN SON

Okuduğun kitap…Pernille Teisbaek’in Dress Scandinavian kitabını.

Neye çok güldün….Bir uçak kaçırma macerasına.

Neden keşke dedin…Kulağımda “wish” dövmesi var öyle düşünün. Keşkelerim var. Hayattaki yanlış zamanlamalara keşke dedim en son.

Neden ağladın…Çaresizlikten..

Izlediğin film…Bohemian Rhapsody.

Gittiğin tatil…Floransa. İş için gittim ama çok keyifli bir tatil gibiydi ayrıca da.

 

 

EN ÇOK

Sevdiğin yemek… Mantı

Yapmayı sevdiğin…Kendimle baş başa kalıp beynimi resetleyecek aktiviteler. En çok da film seyretmek.

Neye kızarsın…Dengesizliklere, belirsizliğe.

Gitmek istediğin ülke…Fas

Tanışmak istediğin kişi…Oprah Winfrey

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir