HER ŞEYİ SEVME, SEVDİĞİNİ YAP!

Kafalarda çizilen resimleri hayata aktarmaya çabalamaktan yorgun düşüyoruz bazen. Hepimiz aynı sporları yapmalı, aynı beslenme düzenini izlemeli ve aynı yollardan yürümeliymiş gibi bir hisse kapılıyoruz. Çünkü çoğunluğun uyguladığı rutinlerden ayrı düşersek, bu bize bir şeyleri kaçırdığımız hissi veriyor.

Evet, doğamızda böyle bir şeyler var ki hepimiz ufak ya da büyük çaplı bu duygu durumlarını deneyimliyoruz. Ama farkındalık neyse ki her şeyin başı. Hayatımızı biraz mercek altına alsak da bazı şeylerden vazgeçip yerine yeni bakış açıları mı koysak, ne dersiniz?

Mesela…

KENDİNE UYGUN EGZERSİZLER SEÇ

Bir arkadaşın pilatese başladı ve ona ne kadar iyi geldiğini anlata anlata bitiremiyor. Her gün karşına pilatese dair tonlarca bilgi çıkıyor ve otuz ders sonrasında göreceğin etkileri okurken gözlerin faltaşı gibi açılıyor. Bir başka arkadaşın ise üç aydır boks derslerine gidip geliyor ve fiziği değişmekle kalmadı, yorulurken eğlendiğini anlattıkça senin de iştahın kabardı… Ama bir türlü bu sporlara başlayamıyorsun, çünkü sen koşuya çıkmayı, kendini bu alanda geliştirmeyi hepsinden daha çekici buluyorsun.

Evet uzaktan çok çekici görünüyor ama boks yapmak senin tarzın mı? Sana uygun mu? Emin misin?

VAZGEÇ : Herkes pilates, boks veya kendisinde ne kadar etkili olduğunu anlattığı türlü sporlarla uğraşıyor diye, sen de bu sporları yapmak zorunda değilsin. Hele ki bu egzersizlerden herhangi biri son zamanlarda çok popüler olduğu için yapman işten bile değil.

DENE : Eğer düzenli olarak spor yapıyorsan ve gerçekten kanalize olduğun bir egzersiz tipi varsa, kendini her gün daha da geliştirerek bu sporu yapmaya devam et. Kendine hedefler belirle. Hedeflerine ulaştıkça daha da gelişmenin ne kadar güzel olduğunu deneyimle. İyi bir noktaya geldiğini hissettiğinde, farklı alanlara da yönelebilirsin. Öncesinde mutlaka bu egzersizlerle ilgili bir deneyim seansına katıl, böylece doğru kararı vermek çok daha kolay olacak.

BESLENMENİ KENDİNE GÖRE DÜZENLE

Kimisi abur cuburlarla dolu bir dünyada yaşar, kimisi ise sağlıklı beslenmeden bir nebze dahi şaşmaz. Doğruyu herkes bilse de, uygulama yüzdesi kişinin kendisine göre değişir. İyisiyle kötüsüyle bizi biz yapan da budur. Eh tabii, hataları ne kadar düzeltir, ne kadar doğruyu uygularsak o kadar yararımıza olduğu aşikar. Ancak burada da bazı sınırlar olduğu bir gerçek. Artık birbirimizi beslenme konusunda yargılamayı bırakıp kendi önümüze mi baksak, ne dersiniz?

Herkes kahvaltıda yumurta yemek zorunda değil. Kendine en uygun olanı yine sen kendin bulacaksın. Başkasına benzemeden mutsuz olmadan kendin olarak…

VAZGEÇ : Bir arkadaşın veya çevrendekiler kıtlıkta yaşarcasına az yiyor diye sen de bu şekilde beslenmek zorunda değilsin. Ancak kendi doğru yolunu bulmaya çalışırken başkalarına bakmaktan vazgeçtiğin gibi, sen de çevrendekilerin beslenme alışkanlıklarına karışmaktan vazgeçmelisin. İnan bana hiç kimse, ” Aaaa sen şeker mi yiyorsun?”, “Ne kadar da az besleniyorsun yemek yemelisin!” gibi söylemleri duymaktan hoşlanmıyor. Kendi yolunda yürürken bir başkasının seçtiği yola da müdahale etmemelisin.

DENE : Beslenme düzenini gözden geçir. Memnun olduğun ve olmadığın şeyleri, dahası düzeltmen gereken yanlışlarını belirle. Sağlıksız alternatiflerini sağlıklılarla değiştirerek işe başlayabilirsin. Hepimizin bazı zayıf noktaları var, örneğin her gün çikolata yemeden duramamak gibi. Önce bunu kabul et ve sonra da sağlıklı bir sınır getirmenin yollarını keşfet. Yeni tanıştığın besinlerden beslenme düzenine uygun ve sağlıklı olanları pek tabii ki mevcut rutinine dahil edebilirsin.

BU SENİN YAŞAM STİLİN

Sosyal hayatımız en çok yoruma ve müdahaleye açık şeylerden biri. Malum, birimizin yaşam tarzı ötekinden o kadar farklı ki, bir arkadaş sohbetinin altyazılarında hep seçtiğimiz yaşama dair bir şeyler okunuyor. Durum böyle olunca, maruz kaldığımız farklı hayatlar bazen bizi kara kara kendi hayatımız üzerine düşündürüyor.

Hadi doğruyu söyle sosyal medya’da gezinirken oraya gidemedim, onu tadamadım, onu izleyemedim, orada bulunamadım hissini kaç kere yaşadın? Hissetmek normal ama bu sana ciddi sıkıntı veriyorsa bu işte bir sorun var demektir.

VAZGEÇ : Yeni bir şeyler öğrenmek ile kendini unutup sağda solda ne varsa ayak uydurmaya çalışmak bambaşka şeyler. Öncelikle bu ikisini ayırt etmeli ve sonra da F.O.M.O ( Fear of Missing Out ) dedikleri bu korkunç şeyden vazgeçmelisin. Sakin ol ve hayatta kaçırdıklarına odaklanmak yerine yakaladıklarına, çabaladıklarına odaklan. Sevmediğin şeyleri ise sırf bir şeyleri kaçırmamak için asla yapma!

DENE : Sevdiğin ve sevmediğin şeyler arasındaki çizgileri mümkün olduğunca net tutmak için çaba göster. Sonuçta kendini tanıyorsun ve sana keyif verecek şeyleri biliyorsun değil mi? Çevreden duyduğun her şeyi yapmak, her aktiviteye katılmak ve popüler olan her şeyi sevmek zorunda olmadığını kendine hatırlat. Hem sence de sürekli olarak bir şeyleri yakalamaya çalışmakla geçen bir hayat oldukça zor ve stresli değil mi?

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir